ORİJİN İSLÂM’I
TANIYALIM
Tempo dergisinden Nilüfer Kas’ın
internet üzerinden Ahmed Hulûsi ile yaptığı röportajın tam metni.
Protestan İslâm hakkında ne düşünüyorsunuz?
“Protestan İslâm” tabiri kesinlikle yanlıştır. Protestan’lık,
Hristiyan’lıktaki bir özgün davranış biçimidir. İslâm’da böyle bir şeyin
olması mümkün değildir!. Protestan veya Calvinistlik gibi geçmişin
Hristiyan’lık yaşam tarzlarını anlatan olaylarla, hiç bir müslümanın ilgisi
olamaz!. Ayrıca İslâm’a ait düşünce veya bakış açılarının Yahudilik veya
Hristiyan’lığa ait tanımlamalarla etiketlenmesi de konular hakkındaki
bilgisizlikten kaynaklanmaktadır, zannediyorum.
Batı
bugün İSLÂM’ın ne olduğunu bilmiyor! Hz. Muhammed’i hiç tanımıyor!. Batıya
duygusal tepkimeler göstermek değil olayın doğrusunu verebilmek önemlidir!.
Kurân’ın batı dillerine çevirileri yanlıştır! Hatta bir faciadır!. Bu
çeviriler, gökteki Tanrının fermannamesi diye algılanmaktadır.
İslâm’ın ve Kurân’ın orijinal mesajından habersiz olan batı eğitimli kişiler
de, bu yüzden, islâm’ı ve müslümanlığı Hristiyanlığa benzetmekte, inançları
çakıştırmaya uğraşmaktadır!. Muhammedî öğreti ve inanç sistemi ile
Hristiyanlık akide ve inancı temelde tamamen farklıdır!.
Türkiye’de Protestan İslâm’ın temsilcileri kimlerdir?
Türkiye’de ne de Dünya’da “Protestan Müslümanlık” diye bir şey
yoktur!. Olmayan bir şeyin de Temsilcisi de olamaz!. Müslüman asla protestan
olamaz!.
Ben görüş olarak, İSLÂM’IN ORİJİNİNİ SORGULAYALIM, düşüncesinde olan
“ÇAĞDAŞ BİR İSLÂM DÜŞÜNÜRÜYÜM”!.. Ben ve benim gibi sayısız
aydın insan, günümüz Müslümanlığının pek çok inanç ve uygulamasının Allah
Rasûlü devrindekilere benzemediğini görüyor, tartışıyor ve yazıyor. Bu
asla protestanlık olarak tanımlanamaz! Bu, İslâm’ın orijinalini ortaya
çıkartma çalışmalarıdır!. İlle de isimlendirmek gerekiyorsa, “ÇAĞDAŞ
İSLÂM ANLAYIŞI” denilebilir. Bugün aydınlar ya İSLÂM’IN ORİJİNALİNİN ortaya çıkarılmasına katkıda bulunacaklardır; ya da mevcut beğenmedikleri
dönüştürülmüş anlayışa saygı duyacaklardır!. Herkes yerini ona göre
seçmelidir.
Siz bu gruba dahil misiniz?
Adı
geçen Subaşı Camiinde namaz kılan değerli insanlarla HİÇ BİR TANIŞIKLIĞIM
yoktur!.
Tüm yazılı ve sesli, görüntülü yayınlarım www.ahmedhulusi.org sitesinde mevcuttur ki bunların hiç birinde kadın erkek yanyana ve başı açık olarak namaz kılınabileceğine dair
hiç bir açıklamam olmamıştır. Bu tamamiyle bir iftiradır!. Bu konuda
çıkan yayından birkaç gün önce namazın Allah Rasûlü devrinde nasıl
kılınıyorsa öylece kılınması yolunda açıklamam, SKYTURK TV ana haber
bülteninde canlı yayında dile getirilmiştir. Bu açıklamamın orijinali de
gene www.ahmedhulusi.org adresinden incelenebilir.
Bu arada
herkesin haddini bilip, İslâm’ı iyi öğrenmesi gerekir. Kimsenin kimseyi
dinsel inancı veya başkalarına zarar vermeyen uygulaması yüzünden
eleştirmeye veya yargılamaya hakkı yoktur!. Herkes ilmine göre yaşar ve
bunun sonuçlarını da ölümötesi yaşamda görür!. Kimsede “Allah adına
insanları yargılama” hakkı ve yetkisi yoktur!
Dinin yaşam ötesi için geldiğini iddia ediyorsunuz. Bu İslâm’ın felsefesine
aykırı değil mi?
Din konusu pek çok kesimde yanlış anlaşılmıştır. Din, gökte oturan bir
tanrının yeryüzündeki insanlara yolladığı talimatname veya ferman değildir!. Kurân’ın açıkladığı “ALLAH” pek çok kimsenin zannettiği gibi bir gök
tanrısının adı değildir.
Din kavramının ne olduğunun anlaşılması için önce “Allah” ismiyle
işaret edilenin ne olmayıp, ne olduğunun iyi anlaşılması gerekir. Bunu “Hazreti
Muhammed’in açıkladığı ALLAH” isimli kitabımda detaylı açıkladım ki
merak eden www.ahmedhulusi.org adresinden ücretsiz okuyabilir.
İnsanın
içinde yaratıldığı evrensel Sistem ve düzen “DİN” adıyla tanıtılmıştır!.
Allah Rasûl ve Nebileri bu sistem ve düzeni insanlara bildiren kişilerdir.
Bu sistem ve Düzenin yani “sünnetullah”ın ne olduğunu “OKU”yan kişilerdir. Bunu da “Hazreti Muhammed neyi OKUdu”
isimli kitabımda açıkladım!. Gökten Arapça veya başka lisanda yazılı bir
metin inmemiştir ki “OKU”manın anlamı bildiğimiz yazılı metin okumak olsun
olay!.
İnsan Allah Rasûl ve Nebisinin açıkladığı bu sistem ve düzeni anlayıp
kavrayıp kabul ederse yani kendisine bildirilene inanırsa yaşamına da ona
göre yön verir.
İslâm’ın temel felsefesi, iki ana konuda toplanır birbiriyle girift halde.
Birincisi, tüm varlığı kendi varlığı ile yaratan ismi “ALLAH” olanı kendi
derûnunda, şuurunun derinliklerin bulup hissetmek ve O’nun özellikleri ve
güzellikleriyle yaşamak; tüm yaşamına buna göre yön vermek!.
İkincisi, kendi hakikatinin özelliklerini Dünya yaşamı içindeyken açığa
çıkarıp, bu özellikleri ruhuna yükleyerek, ölümötesi sonsuz yaşamda mutlu
olmaya çalışmak. Kurân’daki bütün yasaklamaların altında, insanın o şeyi
yaparak kendisine zarar vermemesi görüşü yatar bir yönüyle.
Burada
şunu fark etmek çok önemlidir.. Din insana dünyevi geçici saltanat sahibi
olsun diye değil, sonsuz ölümötesi yaşamı kazanması için bildirilmiştir.
Dolayısıyla kişi yalnızca kendisine bunu bildiren Allah Rasûlü Muhammed
Mustafa’ya karşı muhatap ve soumludur. Her birim tek tek O’nun muhatabıdır.
Araya başkasını asla sokmamalıdır!. Geçmişteki herkesten bilgi veya yorum
alınabilir elbette; ancak tâbi olunacak tek Zât Allah rasûlüdür! Tek Mürşid
Kurân’dır!.
Kitaplarınızın bu kadar ilgi görmesinin nedenini açıklayabilir misiniz?
Kitaplarınız, kaset ve CD’lerinizle kaç kişiye ulaşıyorsunuz?
Topluma İslâm Dinini bugüne kadar açılan pencerelerden bambaşka bir
pencereden gösterirseniz elbette ki ilgi de ona göre olur. İnsanlar, din
adamlarının diktatör edasıyla yansıttığı din anlayışından soğudu.
Kitaplarımızda ise sıcak, samimi, sorgulayan ve akla takılan soruları
cevaplayan bir anlatım vardır zannımca. İnsanların, sorularına, mantıklı
çağdaş ve bilimsel gerçeklere aykırı düşmeyen cevaplar buldukları bir
düşünüre ilgi göstemesi bence çok doğaldır!. Gerçekten de, her çevreden çok
çok fazla sayıda insanın yazılarımı okuduğunu ve kitaplarımı çevresiyle
paylaştığını duyuyorum. Tüm yayınlarımda belirttiğim üzere, kitaplarımın
telif hakkı olmadığı için, fikirlerimi paylaşan insanların yazılı,sesli,
görsel(VSD-DVD) bastırıp dağıttığını da biliyorum. Dileyen herkes tüm
yayınlarımı orijinaline sadık kalarak bastırıp dagıtabilir veya satar;
beni ilgilendirmez. Çünkü düşüncelerime karşılık beklemiyorum kimseden.
Gelelim niye çok okunuyorum sorusu cevabının ikinci yönüne... İslâm Dini’ni
çağın aydın insanlarının anlayabileceği şekilde ve günümüz Türkçesiyle
yazmam kitapların okunmasında birinci faktördür sanırım. İnsanlar
anlamadıkları kelimelerle kendilerine çağın gerisinden yapılan hitapları
zaten hiç anlamıyorlar!. Ayrıca yazdıklarımın hepsinin sağlam kaynaklara
dayanması başka bir faktör olabilir. Bunun ötesinde yaşadığım devir gereği
bildiğim genel soruların cevaplarını sorgulayıp buna göre kitapları yazmam,
insanların da sorularının cevaplarını kitaplarımda bulmalarını sağlamaktadır
ki, bu dahi çok önemli bir faktördür.
Benim esas ilgi alanım “İnsan ve DİN”dir. İnsanı ilgilendiren her
konu ilgi alanıma girer. DİN Allahın yaratmış olduğu ve “sünnetullah”
adıyla Kuran’da tanımlamış olduğu sistem ve düzeni anlatır. İnsan ise bu
sistem ve düzen içinde yaratılmış varlık olarak yaşar. Dolayısıyla
insanın, dün, bugün ve yarın yaşadıkları ve yaşayacakları hep DİN
konusundaki bilgisine bağlıdır!. DİN’in ne olduğunu anlamamış insanın
geleceği zorlu süreçtir Kurâna göre!.
Kuran’ın
Bahsettiği ismi “ALLAH” olan, gökte varsayılan “tanrı” anlayışından çok
farklı bir şeydir!. Bugün insanlık bu gerçeğin farkında değil. O yüzden de
din olayının önemini ve getirisini fark edemiyor. Oysa tüm geçmiş tasavvuf
ehli bu gerçeği yaşamış ve anlatmıştır.
Benim insan olarak görevim bildiklerimi karşılık almaksızın tüm insanlıkla
paylaşmamdır. Ben yazarım ve işim biter!. Bunları değerlendirmek veya
değerlendirmemek herkesin kendi bileceği iştir!. Din kapsımında tek Önder
ve lider, uyulası tek kişi Allah Rasûlü hz. Muhammed aleyhisselam’dır.
Herkesin falanca veya filanca hazreti değil yeryüzüne gelmiş en muhteşem
Beyin Hazreti Muhammed’i örnek alması gerekir.
Kitaplarınızda beynin çalışması, kader gibi herkesin kafa yorduğu konulara
farklı yaklaşımlarınız var. Geçmişte sizin ‘Burç Tarikatı’ lideri olduğunuz
söyleniyordu. Siz hangi tarikatın liderisiniz? Kozmik dindarlar hakkında
neler söyleyebilirsiniz?
“Burç tarikatı” lafzı da “protestan müslümanlık” gibi, “kozmik
din” gibi basının uydurması; konuyu bilmemesinden kaynaklanan bir
yakıştırma ve iftiradır. Bu anlama gelecek hiç bir açıklamam yazılı
veya sözlü metinlerde görülemez!. Dindar, dine inanmış ve o yolda
uygulamaları olan kişi demektir. “Dindarın kozmiği” gibi bir
yakıştırma mantık dışı bir tanımlamadır!.
Din kapsamında anlatılan her olayın, olabildiğince, bugünün ilmiyle deşifre
edebileceğimiz bir yanı vardır kanaatindeyim. İslâm kıyâmete kadar geçerli
ise, Kurân Kıyâmete kadar geçerli ise, bu demektir ki her devirde yaşayan
insana ilmi kadar açıklama da vardır İslâm’da... İş ki bu araştırılsın!.
Namaz kılarken başörtüsü kullanmak teferruat mıdır, gereklilik midir?
Rasûlullah zamanında kadınlar namaz kılarken başlarını örtmüşse, bugün de
başlarını örtmeli diye düşünüyorum. Bu herkesin kendi vicdani sorunudur.
Allah ile kendisi arasındadır. Beni ilgilendirmez. Benim düşüncem de kimseyi
baglamaz. Ayrıca başörtmenin anlamı belki de şu olabilir.. Hz. Musa
devrinden beri gelen tepeyi veya başı örtme olayı, kişinin Rabbi önünde
benliğini örtmesi ve Rabbine kendini teslim etmesini sembolleştiriyor
olabilr. Belki de bu yüzden namaz sırasında başörtüsü gerekli olmaktadır.
Bir kitabınızda sigaranın zinadan daha büyük günah olduğunu söylüyorsunuz.
Bu yorumunuzu biraz daha açar mısınız?
Benim kitabımda yazdığım, sigaranın değil gıybetin zinadan 36 kat daha
zararlı olduğudur ve bu Rasulullah tanımlamasıdır!. Size yanlış
nakletmişler. Kuran, gıybet etmeyi yani kişinin kulağına gittiğinde
hoşlanmayacağı şeyi arkasından konuşmayı, ölü kardeşinin çiğ etini yemek
olarak tanımlar. Zina yapan kişi yapılmaması gereken bir fiili yapmıştır.
Allah diler affeder diler cezalandırır.Ama gıybette müthiş kul hakkı
yüklenilmektedir!. Sigara konusu ise... Kişinin sigarayla beynine verdiği
zarar kalıcıdır!. Sigaranın zararları saymakla bitmez... Bir tür beyinsel
intihardır!. ABD, kendinde sigarayı yasaklarken tüm geri kalmış ülke
insanlarını zehirlemek için dışarıya ihraç etmektedir. Ölümötesi sonsuz
hayatı kazanmak için elinizdeki en önemli organ beyindir. Ona verdiğiniz her
zarar sonuçta ölümötesi yaşamınızdan bir şeyler kaybettirmektedir
kanaatindeyim. İnsan dünyada ölümötesi sonsuz hayata hazırlanmak için
vardır. Beyin de bunun aracıdır. Sigara da beyne zarar verdiğine göre olayı
siz değerlendirin.
Görüşlerinizi benimseyenlerin özellikle gençler ve zengin kesimden olduğu
söyleniyor. Böyle bir ayrımınız var mı?
Görüşlerimi ve fikirleri paylaşan milyonlarca insan olduğunu zannediyorum.
Ama ne bunlar birbirlerini tanıyorlar ne de ben onları... Kitaplarımı
okuyan insanların, gençler veya ekonomik durumları iyi, aydın çevreler
olması doğaldır. Çünkü gençler sorularının cevaplarını bende buluyorlar. Din
adamı, ilahiyatçı değil, onların arasından yetişmiş sorgulayan ve düşünen,
her bilgiye açık bir insanınım. Özgür ve şartlandırılmasız yetişmem
dolayısıyla, geçmişin dinsel anlatım kalıplarınının ötesinde, bugünün aydın
insanına hitap edecek bir altyapım oluştu 4o küsur yıllık sorgulamamda. KURÂN’IN RUHUNA göre yorumlarım var. Şekilci ve kelime kısıtlı
değerlendirme yapmıyorum. Rasûllullah devrinde, hangi olaydan dolayı,
neden ve nasıl uygulama yapılmışı sorguladığım için de olayın şekli değil konunun RUHU benim için önemli!. Bu yüzden de orta ve üst gelir
guruplarına mensup sorgulayan düşünen insanlardan, sanatçılar ve sosyeteden
çok okuyucum olduğunu haber alıyorum. Ayrıca, İnsanlara karşılıksız,
fiysebilillah, bilgilerimi paylaşmamın da bunda önemli bir yeri var
sanıyorum. Çünkü Din konusu dolayısıyla kimseden bir beklentim yok!.
İnternet yoluyla yaptığınız sohbetler görüşlerinizi iletmek için yeterli
oluyor mu?
Ben
misyon sahibi bir lider değilim. Dolayısıyla da insanların arasına karışmam
gerekmiyor!.
Halen Dünya üzerinde Avustralya’dan Amerika’ya; Afrika’dan Çine kadar her
ülkeden her dilden konularımı okuyup paylaşan insanlar var. Dünya üzerinde
konularla ilgili pek çok düşünür ve yazar fikirlerimi kaynak alıyor. Bu da
bana yetiyor. TR de basının yeni farkına vardığı İSLÂMI ORİJİNALİYLE
TANIYALIM kapsamındaki yayınlarım 1985 te yazdığım “İnsan ve Sırları”
isimli kitabımla açıklandı. 1967 de yayınlanan 21 yaşındayken yazdığım
görüşlerimin anahatları hiç değişmedi. İnternet çok eskiden beri beni
aydınlarla buluşturdu. Bu kadarı da bana yetiyor. Şükrederim.
Ben
İslâm’a bir tarikat veya cemaât penceresinden değil Allah Rasûlü Muhammed
Mustafa penceresinden bakılması düşüncesindeyim. İnsanları bir cemaate veya tarikata
değil; Rasûlullah’a ve KURANIN RUHUNU anlamaya davet ediyorum. Buna
karşın Türkiye’de belli gruplar beni tarikat şeyhi veya cemaat lideri gibi
tanıtarak insanları korkutup, düşüncelerimden fikirlerimden uzak tutmaya
çalışıyorlar çevrelerini. Bu yüzden de kitaplarımın satılmasını, okunmasını
yasaklıyorlar çevrelerine. Ama bu da beni enterese etmiyor!. Onlar gibi
dinin sırtından bir çıkarım yok ki; ya beni okumazlarsa kaygısı taşıyayım!.
Yaşım 60’ı geçmiş, beni bundan sonra yalnızca gideğim boyut enterese
ediyor!. Dolayısıyla bilgilerimden ortamın elverdiği kadarını www.ahmedhulusi.org adresimde yazar, geçer giderim. İnternet bana
yeter... Son “ŞERİAT DEVLETİ” yazımı 5-6 günde 15 bini aşkın insan
okumuş... Amerikada da yüzde 45 internet sahibi Türkiye’de yüzde 2!..
Mahkemeye de yansıyan bir olay var. Bülent Vedia Ünsü Çorak’ın kadın
müritlerinin sizin yüzünüzden kavga ettiği söyleniyor. Olayın tam aslı
nasıldı?
Böyle bir olaydan haberim olmadı. Konu beni ilgilendirmiyor ayrıca. Ben
düşüncelerimi yazı yoluyla insanlarla paylaşırım. Dileyen dilediği kadarını
paylaşır, aklı yatmayan da, böyle düşünen varmış, der geçer!. Kimsenin
kimseyle yazdığım düşünceler yüzünden kavga etmesine gerek yoktur bence.
İnsan kavga etmez, fikir alışverşinde bulunur!
Kanlıca Camisi imamı Hasan Güner ile internet yoluyla sohbetlere devam
ediyor musunuz? MİT sizi takip ediyor olabilir mi?
Kanlıca Camii İmamı Hasan Güler hocanın derin Kurân bilgisinden ve ilminden
zaman zaman internet aracılığıyla istifade ediyorum. Diyânet’in çok değerli
imamlarından biridir. Yakında, Kurân’ın orijinal kelimelerine sadık kalarak
hazırladığı Kurân meali basılacak olan bu Zât, bana göre toplumun pek çok
sorusuna cevap verecek kapasitede bir devlet memurudur.
Yalnızca MİT değil, isterse tüm Dünya’daki araştırma servisleri takip
edebilir!. Bence hiç mahzuru yok!. Her şeyimle açığım!. Hiç bir
teşkilat, topluluk, cemaat veya organizasyon üyesi değilim. Siyâsetle
ilgilenmiyorum!. Hiç bir siyâsi ile iletişimim yok!. Hayatım boyunca tek
başıma yaşadım! Yalnızca İnsan-Din konusunu sorgulamış ve edindiği bakış
açısını yazı yoluyla ve tv yoluyla paylaşan bir ÇAĞDAŞ İSLÂM DÜŞÜNÜRÜ
olmamın ötesinde, hiç bir etiket veya çalışmam yok! Bütün paylaşımımı
insanlara karşılıksız yaptım. Bunun mutluluğu da bana yeter! Yarın âhırette
Allah Rasûlü ile karşılaştığımda, “Senden öğrendiğim her şeyi, senin
gibi, karşılık almadan insanlarla paylaştım” diyebilecek olmanın bana
vereceği mutluluğu bana yeryüzünde hiç bir şey veremez!.
Bir kitabınızda ‘Es Seyyid’ unvanı kullanmışsınız. Seyyidliğiniz nereden
geliyor?
Dua kitabımda vardı bu sadece... Onu da sonradan kaldırdım yıllar önce!.
Siz gündeme getirmeseniz bunu kimse de bilmezdi. Önemli olan insanların
kimliği değil fikirleridir. İnsanlar, ünvan veya etiket dolayısıyla birine
yöneliyorsa, o fikirleri yeterince değerlendirebilen bir beyin kapasitesine
sahip olmayabilir. Bu sebepten insanların yalnızca düşünceleriyle
değerlendirilmesi kanaatindeyim.
Yine kitabınızda duaların Kabe, Meryem Ana, Hacı Bektaşi Veli, Eyüp
Sultan’da daha değerli olduğunu savunuyorsunuz. Bu durumda Amerika’da
geçirdiğiniz süre boyunca ettiğiniz duaların değeri ne durumda oluyor?
DUA,
kişinin, beynindeki Allah’a ait özellik ve kuvveler ile, istediğini
oluşturma mekanizmasıdır!. Gökteki tanrıdan istemek değil özündeki ALLAH’ın
kuvvelerini beyninden açığa çıkartmaktır. Bulunulan yerin manyetik alanının da
beyin üzerinde çok güçlü etkileri vardır. “DUA ve ZİKİR” isimli
kitabımda bunu tüm detayları ile açıkladım, konuyu irdelemek isteyen orada
okuyabilir!. Ayrıca bulunulan mekânın da kişinin konsantrasyonu ile güçlü
bir alakası vardır!. Benim duamın Allah indindeki yerini elbette Allah
bilir!.
Türkiye’ye ne zaman dönmeyi düşünüyorsunuz? Amerika’da yaşamanızın ikinci
evliliğinizle ve eşinizin ailesiyle ilgisi var mı?
Türkiye’ye dönmeme hiç bir engel yok!. Ancak, EXPO CHANNEL’daki bir aylık
ramazan münasebetiyle yaptığım sohpetlerden sonra çok daha fazla sayıda
insan benimle görüşmek istedi. Gelirsem hemen tarikat veya cemaat yaftası
yapıştırılacak!. Bunun için de kimseyle görüşmüyorum ve Türkiye’ye dönmek
istemiyorum!.
ZİNA
KONUSUNDA GÖRÜŞLERİMİZ
|