1. YAPACAĞINI SÖYLE, SÖYLEDİĞİNİ YAP! Aksi takdirde güvenilirliğini kaybedersin!

  2. İnsanın iki yönü vardır: 1. Hakikati, 2. Bineğinin beşeriyeti. Kur’ân insana ölümsüz hakikatine iman edip gereğini yaşamasını hatırlatırken; bineği olarak tanımlananan bedeninin beşeriyetini de kullanmasının yollarını gösterir. Allâh tapınmamızı istemez, “ŞİRKTEN ARIN” DER!

  3. Eskiden sabah uyanıldığında abdest alınır, sabah namazı edâ edilir, Kur’ân ele alınırdı. Şimdi uyanır uyanmaz cep telefonları veya tabletler ele alınıp, cumburlop dünyaya dalıyoruz. Halâ, kıyâmet çoook uzakta mı diyorsunuz? Bilin ki, Kıyâmetiniz çok yakın!

  4. Allâh isimleriyle işaret edilen tüm özellikleri beyninin derinliklerinde barındıran ÖLÜMSÜZ VARLIK İNSAN, ne yazık ki, kendindeki ebeden kullanabileceği bu özellikleri keşfetmek yerine, yarın kendisiyle olmayacak şeyler uğruna ömrünü harcıyor. Din, hakikatini fark etmen içindir.

  5. Yeryüzünde mucize arıyorlar. MUCİZENİN EN BÜYÜĞÜNÜ görmek isteyen, AYNAYA BAKSIN! Görmekten kanıksayıp, değerlendiremediğimiz, bedeniyle beyniyle muhteşem bir mekanizma olan insanın yapısından daha kapsamlı bir mucize yoktur. Frekanstan hücreye katmansal yapısıyla! Şükret!

  6. Namaz denilen salâtın (yöneliş) mirac oluşunun nedenine girelim biraz. Salât 2 rekâttır, sonra tahiyyatla noktalanır. Sonrasında bu 2’nin tekrarları vardır. “Ben” namaza durur Fatiha’yı OKUyarak benliğinin Rabbin kulu olduğunu hisseder ve bu hissedişle rükû’ya varır… Rükû benliğin Rabbin tasarrufu altında olduğunu itiraftır. Rükû anlayışıyla kıyâma kalkılır, bu Rabbin tasarrufu altında benliğinin var olmadığını fark ediştir ki bu hâl secdeye iter. Secde, yokluğunu tam hissediş ve itiraftır ki, fenâ (yokluk) hâlidir. Fenâ fillah'tır. Sonrası…Tekrar kıyâma (ayağa kalkış)tır. Bu bekâbillah hissedişidir. Bu defaki kalkışda dilinde Fatiha’yı okuyanın Allâh olduğunu hisseder önceki secdenin getirisi farkındalıkla. Rükûya varır, tüm varlığın Allâh tedbir ve tasarrufuyla açığa çıkmasının seyri ile. Sonra secde gelir… Bu secdeler tüm algılananların Allâh indindeki yokluğundan hareketle, “oku attığında sen atmadın, atan Allâh’tı” âyetinin yaşantısıdır. Gözünde gören Allâh’tır. Dilinde söyleyen Allâh. Allâh kendi kendini seyreder kul etiketi altında, esmâsıyla. İşte böyle birşey 2 rekât namaz(!).

  7. Hiçbir ibadet yukarıdaki TANRI için değildir! İslâm Din’inde TAPINMA YOKTUR! Şeklî ibadetler, hem derinliğindeki düşünsel anlamın hissedilmesi, hem de bedene yararları dolayısıyladır. ALLÂH İÇİN, demek, hakikatin orijinin olan ALLÂH’I FARK EDİP HİSSETMEN İÇİN, demektir.

  8. Dünyamızda zaman yok, kareler var. Dünyamızın orijini ise 2D data. Yalnızca an’da yaşamakta, veya an’ı seyretmekteyiz. Zaman ise yalnızca bir kabul.

  9. Beyini ve beyinin çalışma sistemini bilmeden felsefî ve dinî tartışmalar yapmak, metaforları gerçek sanarak, metaforları tartışmak olur; gerçeğe ulaştırmaz. Pin twitteki sohbetimizi izleyin lütfen. Pindeki tweet: Yaşamın 3 ALTIN GERÇEĞİNİ göz önüne alarak, günlerinizi huzur içinde de geçirebilirsiniz; ya da hiç dikkate almayarak dünyanızı cehenneme de dönüştürebilirsiniz. Size beynin dünyanızı nasıl yarattığını bu video ile anlatıyorum: https://www.youtube.com/watch?v=aWOFKIcgGbw

  10. 1) Evren orijini itibariyle 2D, beyin alanındaki software algısı nedeniyle 3D’dir. Bu yüzdendir ki her şey birbiriyle interkonnekt bağlıdır. Yıllar içinde daha da iyi anlaşılacaktır.

  11. 2)  Şunu çok iyi anlayalım: Allâh adıyla işaret edilen, senin için ne yaratacaksa, onu Özündeki kudret olarak, Senden açığa çıkartır. DUA, senin, özündeki KUDRETİ tetikleme sistemidir. Onu güçlendiren de sendeki inançtır. Başarın inancın kadardır. Dışarıdakinden bekleme!

  12. Samanyolu galaksimiz bir hiç bu galaksi içinde. Dünya bu büyüklük içinde toplu iğnenin sivri ucu kadar bile değil! Evrende bu sistem gibi milyarla sistem var! Artık siz düşünün yukarıda dediğiniz TANRI indîndeki dünyanın ve sizin yerinizi!!!

  13. Dini imam hatiplerden öğrenip dini bildiklerini sananlar, en kolay din bilgisiyle kandırılanlar olur. Kurân’ı arapça okumayı öğrenip ilmihal bilmeyi dini bilmek sananlar, zâhiri Kur’ân bilgisi ve hadis bilenlerce kolaylıkla kandırılırlar. Tasavvuf, Kurân’ı derinliğine bilme ilmidir!

  14. Enteresandır! Veli diye nicelerini kabul edip saygı gösterenler, onların dine bakışını ve Kur’ân anlayışlarını asla paylaşmazlar. İslâm Dini, zâhir ehli şekilde kalmış din adamlarıyla değil, hakikat ve gönül ehli maneviyat ehli eliyle yayılmıştır asırlardır. Din, hakikat ilmi içindir.

  15. Alevîsiyle, bektaşîsiyle, sünnîsiyle gönül ehli sayısız zevât, hakikat nurlarını hissedip yaşayarak asırlar boyunca nesilden nesile ilimlerini aktarmışlardır. Hakikat ilmine erememiş zâhir hocalar elinde dinin RUHU kaybolmuş, konu çarşaf takke sakala indirgenmiştir.

  16. Nerede erenlerin, veli olduğuna inandıklarımızın din anlayışı, nerede bugün öğretilen din anlayışı. RUHUYLA yaşanılan İslâm Diniyle asırlar boyu yücelen müslüman toplumlar, o ruh kaybolup cesediyle kalınınca düşüşe geçmiş, bugünlere gelinmiştir.

  17. Sonunda bırakıp gideceğin şeyler uğruna insanları üzüp, kırıp, kavga ediyorsan, hem ölümlü dünyanı hem de gelecek ölümsüzlüğünü israf ediyorsun. Dünyadan uyandığında, dünyandakiler zebanin olmasın!

  18. Kâbir âleminde ne şeyhin ne tarikatin ne de mezhebin sorulmayacak! Kur‘ân şirkten arınman için bildirildi. Sorgu yaşayacağın tek konu; hakikatinin Allâh olduğunu bilip buna iman ederek yaşadın mı? Amentü “B”illâh diyebildin mi? Rabbim şirkten arındır!

  19. Bir kere kandırılmaya gör… Buna elverişli olduğunu görenler, ömür boyu, bunu kullanırlar çeşitli konularda!

  20. Edinilmiş bilgilerin esiri olanların, yaptıkları çıkışlar sonrasında pişmanlık duymamaları mümkün değildir. “Ama BEN haklıydım” edinilmiş bilgi tabanlıdır. Herkes edinilmiş bilgi tabanının sonucunu yaşar. Edinilmiş bilgi tabanlı yaşayan, “DEĞER MİYDİ?” sorusunu soramaz kendisine.

  21. Şuurlu insan, an içinde veya geçmişte ortaya koyduklarını, ilmine göre eleştirip; “Yaptıklarımın sonucunda oluşanlar buna DEĞER MİYDİ?” diye düşünebilendir. Edinilmiş bilgi BENliğin ana besleyicisi olarak, hep kendini haklı sandırır. Oysa SEN, bu kimlikten ÖTESİN!

  22. Zalimler, hayvanî dürtülerinin esiri; mazlumlar, edinilmiş bilgilerinin kurbanıdır. Mazlumlar edinilmiş bilgilerinin esiri olmasalar, konulara ön yargısız, objektif bakabilseler, zulme karşı çıkar, isyan eder, mazlum, mağdur olmazlardı.

  23. İnsanların Hakikati ve Sünnetullâh’ı fark edip anlaması için, insan diliyle “ALLÂH ismiyle işaret edileni” açıkladı, diye; “O”nu, insan gibi düşünen bir TANRI mı sandınız! SubhanAllâhu Ekber ve bihamdihi! Ateist ve deistlerin yanlışı bu anlayıştır. Ve dahi tüm böyle sananların!

  24. Kurân‘ın kesin ve net hükmü: İnsanın dünya hayatından ölümsüzlüğe geçişi ya ŞİRKSİZDİR, ya da şirk kabulü, düşüncesi üzeredir! Şirk hâlini yaşıyorsa, tüm yaptıkları boşa gidecek, yalnızca şirk kabulünün sonuçlarını yaşayacaktır ebeden! “ŞİRK” nedir iyi anlamak gerek!

  25. Gündüz gördüklerinizin de aynen gece rüyası gibi beynin bir algısı olduğunu düşünebiliyor musunuz? Tüm dünyanız, beyninizdeki veri tabanına göre oluşan bir rüyadır!

149 / 153

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bu Kitabı İndirebilirsiniz!