1. Önemli bir noktaya işaret edeyim: RÜYALARINIZI düşünün! Kendinizi insan bedeni dışında farklı varlık türleri şeklinde görmüş olanlarınız çoktur. Bu durum beyninizin sınırsız derinliğindeki kudretin bürünebileceği değişik suretlere işaret eder. Yani “ÖZ BEN” gerçekte suretsiz varlıktır ve istediği sureti yaratır! Şimdi ana noktaya gelelim. Cennet adıyla işaret edilen boyutta yaşayanların istedikleri surette veya sayıda bedenleri olabileceği söylenmiştir. İşte bu durum anlattığımız ÖZ BEN‘in sahip olduğu yaratıcı kudretin kabuller ötesi sınırsız açığa çıkışıdır. Çok daha detayları var!

  2. Bir olayı yaşayanın yaşadığının hissiyatını, dinleyenin anlaması asla mümkün değildir. Biri hissediş, diğeri dedikodu hükmündedir. Dedikodu kuru bilgiden öteye geçmez.

  3. “EMANETİ EHLİNE VERİN” buyruluyor. Emanetin ehline verilmeyişini kıyâmetin alâmeti gösteriliyor. Bu dünyanın kıyâmeti değil, EMANETİ EHLİNE VERMEYENİN KIYÂMETİDİR!

  4. İlle de benim dediğim gibi yaşayacaksın, diyenle berabersen, yaşıyorsan ESİRSİN! Özgür değilsin. Hem esareti yaşarsın hem de bunu hazmedemenin yanışlarını yaşarsın. Hiç kimse diğerinin esiri olarak yaşayamaz, çünkü fıtratı elvermez. BENLİK&BENCİLLİK, İKİ TARAF İÇİN DE YAKAN ATEŞTİR.

  5. Geçmişte DECCAL devrinin anlatımında, ‘AKLAR KARA, KARALAR AK; DOĞRULAR YANLIŞ, YANLIŞLAR DOĞRU OLARAK İNSANLARA SUNULUR. BUNLAR DECCALİN CENNETİDİR Kİ, GERÇEKTE CEHENNEMİDİR’ denmiştir. Bilemiyorum, DECCALİYET DEVRİNDE MİYİZ? Veya kimler DECCALİYETİN HİZMETİNDE!

  6. Halüsinasyon konusuna gelince. Beyin halüsinasyonu kişinin veri tabanına göre yaratır. Hologram dünyandaki görüntüleri beynin yaratışı iki kaynağa göredir. Birincisi veri tabanındaki önceden oluşmuş girdiler. İkincisi an içinde kendisine göz yoluyla ulaşan bilgi dalgalarına göre oluşan görüntülerdir. Birincisine örnek rüyalar ve halüsinasyonlar; ikincisine örnek yaşadığın an içinde dünyaNda oluşan, görüyorum dediklerindir. Birincisinde çalışan sistem, oluşan görüntülerin benzerlerinin mutlaka kişinin geçmişinden giren bir bilgiye dayanmasıdır. İlham ve vahiylerin oluşturduğu görüntüler ise beyine dışarıdan gelen bilgi dalgalarıyla değil, beyinin, derinliklerinden gelen özel bilgi ile senkronize olmasından kaynaklanır, ki buna dinî terminolojide "inzâl" denir. İlham ve vahiy, beynin kendi işleyiş algoritmasına göre yarattığı kurgu değildir. Bilinen sistem dışı, bilgiler ihtiva ederler. Rüya ve halüsinasyon ise beynin, kendi veri tabanına göre kurgusudur. Rüya ve ölüm sırası görülen kişiler ve yerler, hep halüsinasyondur. Geçmişteki kişilerin kendisini karşılamaya geldiklerini sanmalar, hep, beynin ilgi alanındakilere göre yaptığı kurgulardır. Ölümü tatmış olan her beyin "kâbir" âlemi denen kendi veri tabanı dünyası içinde döner durur, zaman zaman da güneş içindeki yaşam boyutunu seyreder. Dünyadakilerle hiç teması olmaz. Mahşer denilen sürece kadar. Mahşer süreci ve güneş geçiş aşamasına kadar kişi bedenini, beyninin bedeniyle ilgili son girdisine göre hisseder ve hologram dünyasında oluşturur. Ki bu Allâh'ın yaratış sistemidir. Cennet ismiyle anlatılan yaşamda ise beyin (quantum beyin) sûret sınırlamasından arınmış olarak dilediği sûreti Allâh’ın kudretiyle yaratarak, dilediği gibi yaşar. Veliler konusuna gelince… Bunu veliler bilir, bir düşünür olarak bu alana girmem. Doğrusunu Allâh bilir, bizde açığa çıkan bu!

  7. Bir konuda insanlara bir gerekçe ile aşırı baskı uygulanıyorsa, çok muhtemeldir ki, gerçekte bambaşka bir gerekçe vardır. Öne sürülen gerekçe yalnızca gerçek gerekçeye örtüdür. Sorgulayan beyinler kurtuluşa erecektir!

  8. “La ikrahe FİYD DÎN” din içinde ZORLAMA YOKTUR. Rasûlullâh’a Kurân’daki hitap; “SEN ONLARA ZORLAYICI DEĞİLSİN” (Gaşie-Kaf). ZORLAMA ETKİSİ MİSLİYLE KARŞI TEPKİYİ DOĞURUR. İNSAN BEYNİ YAY GİBİDİR, bastırınca sıkışır ama imkan bulduğunda patlar! ZORLAMA ALLÂH SİSTEMİNE TERSTİR!

  9. “DUA” kelimesine takılmayın! Beyninizden geçen her talep, istek, beyninizin hakikatini oluşturan Allâh esması özellikleri olan potansiyel tarafından “dua” olarak algılanır. Dersiniz ya, şöyle olmasını istemiştim, Allâh gönlüme göre verdi, diye! Duanın kabulü, SENDEN sanadır!

  10. Hemen herkes zaman zaman İLHAM alır. İLHAM, beynin düşünce sistemi sonucu olmayan fakat derûnî potansiyeline dayanan, veri tabanına dayalı fikir açığa çıkışıdır. Temelde iki türlüdür. Nefsanî ve ilâhi. İlâhi ilham, kişinin kendi hakikatine, TEKLİĞE dönük olur. Nefsanî ilham ise kişinin dünyasındaki yaşamına ve beklentilerine dönük olur. Herhâlükârda İLHAM, beynin potansiyel kuvvelerinin (esma özelliklerinden kaynaklanan), kişinin yaşam akışına yön veren fikir/bilgi serpintileridir. Değerlendiren yararlanır.

  11. İNSANSI, “İNSAN-HALİFE-SULTANÎ RUH” olduğuna iman etmeyen ve kendini yalnızca bedensellikten gelen verilerle tanımlayandır. Beşeriyetiyle sınırlıdır. Korkuları ve beklentileri dünyasında yaşar. Ölümsüzdür ama farkında değildir. İNSAN, HAKİKATİNİN ALLÂH olduğu gerçeğiyle yaşar.

  12. Birçok astrolog felaket haberi veriyor yarın olacakmışçasına! Kimisi cinnî bağlantılarla kesin tarih veriyor. Tahmine esas alınan planetler ay-mars arasındaysa bir miktar yakın tarih gösterebilir. Ne var ki saturn-uranüs-pluto açılarının etkileri aylar hatta yıllar alır. Korkmayın!

  13. VELÎ, Allâh’ı irsal olduğu sûretlerde, kendine taktığı isimlerle seyrederken; Havas, Allâh’ı, isimlerle etiketlenmiş sûretlerin hakikatlerine ulaşma çabası içinde seyre çalışır. Birincisi, Allâh’la seyirdir (seyri mâAllâh); ikincisi Allâh’ı seyirdir (seyri ilAllâh).

  14. Şartlanma ve kabullerine göre beyninin yarattığı hologram dünyanda yaşıyorsun! O dünyanı ister cehenneme döndür ister cennete!

  15. Önümüzdeki süreçte büyük pişmanlıklar yaşayıp, bu neden başımıza geldi, diye dövünmek istemeyenler; duygusallığı ve aldatıcı çevrelerini bir yana koyup objektif bakışla yaşanan gerçekleri görmeliler. İş işten geçtikten sonra, pişmanlık veya suçlu aramanın yararı olmaz!

  16. “Beyin” adıyla işaret ettiğimiz şey, Allâh’ın esma kompozisyonunun sûretidir. “Ez ZÂHİR” isminin bir görünümüdür. Tüm esma potansiyelini de derûnunda barındırır.

  17. Evren boyutlarına kıyasla particul-parçacık kabul edilen galaksi animasyonu… Sadece şunu düşünün. Din, bu sonsuz muhteşem büyüklüğü insan kavrasın diyemi gelmiş, onu tanrı edinsin diye mi?

  18. İnsanın “Allâh” ismiyle işaret edileni, trilyonlarca galaksi barındıran evreni düşünmesi imkânsızdır. TANRI YOKTUR! “Allâh” yanısıra ikinci bir varlık da yoktur makrodan nanoya! Kur’ân sayısız metaforla hep “insanın kendi hakikatini fark ettirmek” için bildirilmiştir.

  19. Bütün insanların ağır cehennemî yanışlar yaşamasının en büyük nedeni EGOSUDUR. EGO (benlik) hep karşısındakinin kendisi gibi düşünmesini, kendisi gibi davranmasını, kendi dediğini yapmasını ister. “Niye benim istediğim gibi yaşamıyor!” Oysa bu imkansızdır. Herkes kendini yaşar!

  20. Nanköre kızılmaz, çünkü oluşumu nankörlük üzeredir. Nankörlüğü değiştirmek mümkün değildir. Allâh’ın verdiği nimetleri tepip nefsinin arzuları peşinde koşan nankör ancak ölümü TADINCA anlar nankörlüğün kendisini ebeden nelerden mahrum bıraktığını! Selâmet nankörden uzak durmaktadır!

  21. “Ben senin için neler yaptım!” Kur‘ân bu anlayışı ŞİRK olarak değerlendirir. Herkes Allâh’tan nasibini almıştır “kul” eliyle. “Sen atmadın, atan Allâhtı!” âyeti her alanda herkes için geçerlidir ve ölüm sonrası herkes bu gerçekle şok olacaktır! Benlik şirktir!

  22. Cinsi çeker, demişler. Herkes kendi gibilerle olmaktan keyif alır. Herkes ergeç layığını bulur. Hiçbir beraberliğe şaşma; mutludur, çünkü layığını bulmuştur. Yanlış veya uyumsuz beraberlikler de sonunda biter. Hayatta, su yolunu kişi yoldaşını bulur.

  23. Beraber olduğun kişinin kaderini paylaşman kaçınılmazdır!

  24. Çok enteresandır, “müslümanım” diyenlerin çoğunluğu neye iman etmesi gerektiğini bilmiyor! İSME, RESME, EZBERE İMAN OLMAZ! İman sayılmaz. Kur‘ân “ismine” iman, iman değildir! Kurân‘ın içinde, âyetlerinde ne dediğini bilecek, ondan sonra iman edeceksin. Bilmediğin şeye iman olmaz!

  25. “ALLÂH”a iman ediyorum diyebilmen için, önce Rasûlullâh’ın âyetlerle açıkladığı “ALLÂH”ın ne olduğunu anlayacak, kavrayacak, sonra da aklın bu tanımlamalara yatıyorsa; bu tarif edileni tasdik ediyorsa şuurun, ben buna iman ettim, diyeceksin. Yoksa hayalindeki TANRIYI etiketlersin!

151 / 153

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bu Kitabı İndirebilirsiniz!