Soru

− Terkibiyet ne zaman kalkar?

Üstad

− Terkibiyetin sonsuza dek kalkmayacağını söyledik...

Terkibiyet ile kişinin varlığı oluşmuştur. Bu varlık kendi özünde eğer hakikatine doğru bir yolculuğa çıkarsa... Kendini Efâl boyutunda, Esmâ boyutunda, Sıfat boyutunda ve Zât boyutunda tanıyabilir!..

Esmâ boyutunda tanıdığı zaman şuurunda çokluk kavramı değerini yitirir...

Eğer Esmâ boyutundan Sıfat boyutuna geçerse, ilminde terkibiyet hükmü kalkar...

Zât boyutu itibarıyla ise yaşayan bilir...

Esmâ boyutundaki, şuurda çokluk kavramının kalkması, kısmen terkibiyetin kalkması diye ifade edilir...

Sıfat boyutunda olanda ise terkibiyet hükmü kalmamıştır... İlminde!..

Ancak hiçbir şekilde, kesret boyutundaki yani Efâl boyutundaki birimsellik ortadan kalkmaz!.. Yani terkibiyet hiçbir şekilde ortadan kalkmaz... Anlaşıldı mı?

Soru

− Efendimiz bir hadisinde Arzda Kâbe’nin 14 tane daha benzerinin olduğunu…” söylemektedir. Benzer... kelimesi ile ne kastedilmiştir?.. Arzdan kastı 7 kat semâ mıdır?

Üstad

− Nerede bu hadis?..

“Arz”dan murat, Dünya’dır...

Eğer Hazreti Rasûlullâh, Dünya üzerinde Kâbe’nin 14 benzerinin olduğunu söylemiş ise, biz de Dünya üzerinde bu merkeze benzer 14 merkez daha olduğunu kabul ederiz... Muhakkak ki o doğruyu söylemiştir...

Bana hadisin kaynağını söyleyin... Nerede okudunuz?

Soru

− Avamın nasıl fitre vereceğini biliyoruz. Havâssın fitresi nasıl olacak Üstadım..?

Üstad

− Fitre; zekâtın herkes tarafından verilmesi gereken zorunlu miktarıdır... Zekâtın eğer ne olduğunu TEMEL ESASLAR kitabında okuduysanız, fitrenin de bu yoldan anlamını çözersiniz.

Soru

− Üstadım, Yokluk âlemini, bu âlemin çok geniş ve ferah olmasını, burada yaşayan halkları biraz açarmısınız?

− Fukaranın kökü olan fakr kelimesinin anlamını, hadislerden ve açıklamalarınızdan anlamaya çalışıyoruz. Ancak gurabanın kökü olduğunu düşündüğüm garîb kelimesiyle ilgili elimizde pek veri yok. Bu konuda burada sizden bir şeyler okuyabilir miyiz?

Üstad

− “Yokluk âlemi” kavramı mekânsal bir olayı değil, boyutsal bir yaşamı anlatır...

Yokluk kelimesi, Rasûlullâh hazretlerinin kullandığı “FAKR” kelimesinden kaynaklanır...

Kişi “fakr=yokluk” boyutunda kendini bulduğu takdirde onu sıkacak hiçbir olay olmaz ve hiçbir şeyden de sıkılmaz... Bu boyutta yaşayanlara tasavvufta “fukara” veya bunların daha da üstündekilere “guraba” denilir... Olay tamamıyla boyutsal=içsel yaşantıyla ilgilidir... Sembolik bir anlatımdır sizin işaret ettiğiniz...

Yaşamakta olduğu boyut itibarıyla, kimseyle hâlleşemeyen; insanlar içinde yalnız (boyutsal olarak) kalmış; yaşadıklarını dile getirmesi mümkün olmayan Vahdet ehline verilen addır “Garîb”!

“Fakr”; Esmâ boyutuna işaret eder;

“Garib” ise, Sıfat boyutunda yaşayanın adıdır...

Peki... Hepinize iyi geceler... 

13 / 101

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bu Kitabı İndirebilirsiniz!