Âhir zamanda adı mümin, müslim olan bin kişinin bir mescidi dolduracağı hâlde, içlerinden birinde bile iman bulunmayacağı” yolundaki ALLÂH RASÛLÜ işaretini hiç mi dikkate almıyorsun?

Dünya nüfusunda, Müslümanların ilk defa Hristiyanları geçip, sayıları 1.5 milyara uzandığı yazıldıysa; sen, içeriğin bu sayıda mı olduğunu düşünüyorsun?

Aldatma kendini!

Kandırma kendini!

İçler acısı pişmanlığa salma kendini!

Tüm yaşamın, kelimede ve isimde geçti!

O yüzden bir defa bile “OKU”yamadın Kutsal Kitabı!..

O yüzden “OKU”yamadın Kur’ân-ı Kerîm’i!..

Hep kelimeden yola çıktın ve bu açmazın içine düştün!

Şunu anlayamadın!

İsimler, kelimeler yalnızca birer işaret levhalarıdır… Sen o işaret levhalarını yüklenip, kendini zengin sandın!

Ahmak, bilgi ezberleyip, kendini âlim, ârif, velî sandı!..

İçerik?.. Bomboş!.. Tamtakır!..

Amaç, içeriğe ulaşıp onu elde etmektir!.. İşaret levhası koleksiyonu yapmak değil!

“Riba”, dedi; sen ise bunun hangi uygulamanın ismi olduğunu anlamadan, enflasyonun yüzde yüz olduğu ülkede, üç kuruşu olan ihtiyarı, emekliyi, “FAİZ”ci diye değerlendirip, ateşle korkutup, ele muhtaç ettin!.. “Kâr payı” ismiyle, önce “faiz” dediğine bu kez helal elbisesi giydirdin!

Harama bakma” dedi; gözüne gözlük, kafana örtü koyup, eve TV sokmadın!.. Oysa “bakma”nın, “haram olanı arzulama!” içeriği taşıdığını anlamadın!

Tüm yaşamın, denizin üstünde kelimeler teknesinde geçti, bir türlü kavram ve içerik denizine dalamadın!

Kelime ve isimler perdesinden bir kere olsun geçemedin!..

“Allâh” dedi; Tanrı yaptın!

“Rasûl” dedi, peygamber ettin!

“Semâ” dedi, gök ettin!

“İslâm Dini”ni yani “ALLÂH Sistem ve Düzenini kavra” dedi, “Müslümanım” diyerek işi bitirdiğini sandın!

Şuurunda zerre kadar Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği “iman” anlayışı yokken; “müminim” diye kendini etiketleyerek, “iman” içeriğine sahip olduğunu ZAN ve iddia ettin!

Daha beynin mikrovoltun üstüne çıkmamışken, evrensel aydınlatıcı “mürşit” olduğunu sandın!

Zavallı et beyinli, isim ve kelime perdeli, hayal kulu!..

Şuur olduğunun bilincine ermemiş; “yukarda Allâh var” diyen, tanrı kulu!..

Sen bu bol sıfırlı kafa kağıdınla, ülkende, değerliyim diye kendini aldatırsın; ama, her rakamı değer olan “ötekiler”in ülkesine gittiğin zaman; sıfırlarının sıfır olduğunu gördüğünde, hâlin nice olur bilemem!

Haydi var git, kendini aldatmaya devam et!.. Kendini, âlim, ârif, velî, mürşit, müceddid, mehdi diye aldatmaya devam et; ve bu arada birazcık akıl bulursan, bir akıl hastanesinde kendine oda ara!

Belki sana orada, önemli olanın isim ve kelime değil; içerik ve kavram olduğunu fark ettirebilirler! Seni kelime ve isimle uğraşmak yerine, onların işaret ettikleri, olayları ve kavramları irdelemeye yönlendirebilirler!

Umarım bundan sonra, içerik değiştirmeden isim değiştirerek bir yere varamayacağını anlamış; beni boş yere oyalamaktan vazgeçmiş olursun!” 

Tövbe, estağfirullâh!

Bir harf ile oynayıp, zeki Türk milletinden bir fert olarak, soruna bir çözüm bulayım, dedim; işitmediğim laf kalmadı! PC, benden akıllı çıktı!

Kahrol, gerçekleri acı acı yüzüme vuran PC!.. Çernobil virüsü gelsin hakkından!..

Doğruları hazmedemediğimiz yerde, biz de işte böyle kaba güçle örteriz onları! Yaşasın virüsler, virüslüler! Onlar gelir gerçeklerin hakkından hepsini imha ederek; ve de sonuçlarına katlanarak!

Elbet bir gün, seninle başa çıkacak üç paralık bir akıl bulabilirim bir yerlerde…

Bunun için de, bugünden tezi yok, bizim “Wayne”deki “Homedepot”dan aldığım, kripton ampullü el feneriyle dolaşmaya başlayacağım, yağmursuz bulutsuz Güneş altında, açık havada dolaşmaya, aklı aramaya!..

 

1.5.1999

49 / 67

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bu Kitabı İndirebilirsiniz!